Biyografi :> İron Maiden
Şubat 29, 2008 on 12:23 am | In Biyografi, Yabancı Rock Grupları | No Comments->
West Ham United taraftarı olup futbol oynamak isteyen Steve Harris daha sonra aldığı bas gitarı ile müzik yapmaya karar verir. 1973′te Gypsy’s Kiss ve 1974′te Smiler adlı gruplarda çalan Harris daha sonra müzikal farklılıklar nedeniyle kendi grubunu kurmak ister. 1975′te Iron Maiden kurulmuştur. Bir çok kadro değişikliğinden sonra 1978′te Steve Harris (Bas gitar), Dave Murray (Gitar), Doug Sampson (Bateri) ve Paul Di’Anno (Vokal) olarak çekirdek kadroyu oluştururlar. Bu sırada da konserler vermeye devam etmektedirler. New Wave Of British Heavy Metal yani “İngiliz Heavy Metali’nin Yeni Dalgası”nın en önemli temsilcisi oldular. O yıllarda patlayan punk fırtınası nedeniyle, plak şirketleri Iron Maiden’ın müziğine müdahale etmek istemiş, ancak başarılı olamamıştır. Topluluk 1979′da demoları The Soundhound Tapes’i satışa sundu ve 5000 kopya sattı. İlk 5000′lik satışın ardından Century Media’dan gelen 20.000 kopyalık ikinci baskı teklifini reddetmişlerdir. İkinci gitar arayışlarına devam eden grup Dennis Stratton ile anlaştılar. Davula ise Clive Burr geldi.
Paul Di’Anno dönemi
1980′de ilk albüm Iron Maiden piyasaya sürüldü. Kapağında Derek Riggs tarafından herhangi bir punk albümü için çizilmiş bir karakter vardır. Bu daha sonra grubun maskotu Eddie olacaktı. Albüm Harris’in bestelediği melodik gitar yürüyüşleriyle ve Paul Di’Anno’nun “serseri” vokali ile dikkat çekmiştir. İlk şarkı Prowler, Di’Annonu sözlerini yazdığı duygusal Remember Tomorrow ve bir hayat kadının anlatıldığı Charlotte The Harlot albümde dikkat çekmekteydi. Turne esnasında yine müzikal farklılıklar yüzünden Dennis Startton gruptan ayrılıp Dave Murray’nin eski grup arkadaşı Adrian Smith, Maiden’e katıldı. 1981′de Killers albümünü çıkaran grup ilki kadar büyük bir başarı sağlayamadı. Yine de konserlerin vazgeçilmez şarkısı Wrathchild, Edgar Allan Poe’dan etkilenerek yazdıkları Murders In The Rue Morgue dikkat çekiyordu. Turnede ise kendini iyice alkole veren Paul Di’Anno grupla anlaşamayıp ayrıldı. Yerine ise Samson da Bruce Bruce adı ile şarkı söyleyen Bruce Dickinson alındı.
Efsane Dönem
1982′de Heavy Metal’in en önemli albümlerinden biri olan The Number Of The Beast piyasaya sürüldü. Grup bir anda satanizm suçlamalarıyla medyanın ilgisini topladı. Ancak Harris bu şarkıyı gördüğü rüyalar hakkında yazmıştı. Bruce Dickinson’ın çok ince tonlara çıkabilen muhteşem sesi {{ki bu ses yüzünden kendisine [air raid siren - hava saldırı alarmı]http://www.airraidsirens.com/ denilmiştir}} sayesinde ve grup içindeki uyumun artmış olması sonucu büyük bir başarıya ulaştılar. Bu albümden sonra Clive Burr yerini Nicko McBrain’e bıraktı ve grup uzun süre bu kadroyu korudu. 1983′te dördüncü albüm Piece Of Mind çıktı. Kırım Savaşının anlatıldığı The Trooper büyük ilgi topladı ancak İngiliz Milliyetçiliği suçlamalarını da beraberinde getirdi. Ancak şarkının asıl teması savaşın anlamsızlığıydı. Maiden hiç durmadan 1984′te Powerslave’i yayınladı. Bu albümden de Aces High ve 2 Minutes To Midnight gibi hitler çıkmıştır. Bir turne - bir albüm diye devam eden Maiden 1985 yılında tüm zamanların en iyi konser albümlerinden biri olarak gösterilen Live After Death’i piyasaya sürdü. 1986′da Somewhere In Time albümü geldi ve bu albüm büyük tartışmalara yol açtı. Albüme önce Bruce Dickinson akustik bir albüm önerisi getirdi ancak bu Steve Harris tarafından kabul edilmedi. O yüzden Dickinson hiçbir şarkı yazımına katılmadı. Ayrıca ilk kez Iron Maiden tarihinde (1977′de yapılan bir konser dışında) keyboard kullanıldı ve Maiden fanatiklerinin pek hoşuna gitmedi. 2 sene sonra 1988′de Seventh Son Of The Seventh Son adlı konsept albüm çıktı. Rock müziğinde popülerliğinin en üst döneminde piyasaya sürülen bir albüm birçok kişinin Maiden ile tanışmasının yanısıra çok büyük satış rakamları yakaladı. Ancak Bruce Dickinson, yapmak istedikleri konsepti tam anlamı ile başaramadıklarını, aynı sene çıkan, Queensychre’ın Operation Mindcrime adlı konsept albümünün çok daha başarılı olduğunu söylemiştir.
Değişim
Steve Harris büyük başarının ardından köklere dönüp Killers tarzı bir albüm yapmak istiyordu ancak gitarist Adrian Smith geri dönüşün gereksiz olduğunu düşünmüştü ve gruptan ayrıldı. Yerine Bruce Dickinson ile çalışan Janick Gers geldi. 1990′da çıkan No Prayer For The Dying albümü diğer albümlere göre zayıf kaldı. Buna rağmen Bring Your Daughter… To The Slaughter single’ı büyük başarı elde etti. İki sene sonra ise Fear Of The Dark bu albümün daha üstünde bir başarı sergiledi ve albümle aynı ada sahip şarkı bir Maiden klasiği oldu. Ancak sorunlar bitmiyordu. Solo kariyerine ağırlık vermek isteyen Bruce Dickinson, Steve Harris ile bitmeyen tartışmalar yaşıyordu ve gruptan ayrıldı. Yeni vokalist ise Blaze Bayley olmuştu. Blaze iyi bir vokalist olmasına karşın, Bruce Dickinson gibi bir efsanenin yerini doldurmak zorundaydı ve hep bu yüzden fanlar tarafından önyargı ile yaklaşıldı. 1995′te çıkan The X Factor yine iyi bir başarı kazandı. Steve Harris’in ruh hali yüzünden çok karanlık bestelerden oluşmuştu. 1996′de Best Of The Beast toplamasını çıkaran grup yeni bir şarkı olan Virus’ü grubu hep eleştiren basına armağan ettiler. 1998′te Virtual XI adlı albüm çıktı ama çok zayıf kaldı öteki albümlerin yanında. Ed Hunter adlı Iron Maiden ile ilgili bilgisayar oyunu da bu seneler çıktı. 1999′da ise Blaze Bayley gruptan ayrılmak zorunda kaldı çünkü Steve Harris, Bruce Dickinson ve Adrian Smith i geri getirmişti. Böylece Iron Maiden tarihinde ilk kez 6 kişi olmuşlardı.
Son Dönemler
Bu kadroyla olan ilk albüm Brave New World 2000′de çıktı ve büyük bir ilgi ile karşılandı. Maiden hiç durmadan konserler verdi. Daha sonra Best Of’lar, Box Set’ler, Konser CD’leri ve DVD’ler piyasa sürdüler. Bu sırada da 2003 tarihli Dance Of Death albümü çıktı ve bu albüm de ötekiler gibi büyük bir başarı kazandı. Topluluk, 2006 yılında The Reincarnation Of Benjamin Breeg single’ını ve ardından A Matter Of Life And Death albümünü yayınladı.
Albümleri
Stüdyo Albümleri
Iron Maiden
Killers
The Number of the Beast
Piece of Mind
Powerslave
Somewhere in Time
Seventh Son of a Seventh Son
No Prayer for the Dying
Fear of the Dark
The X Factor
Virtual XI
Brave New World
Dance of Death
A Matter Of Life And Death
[değiştir] Single’lar
Running Free
Sanctuary
Woman In Uniform
Twilight Zone
Purgatory
Run To The Hills
The Number Of The Beast
Flight Of Icarus
The Trooper
2 Minutes To Midnight
Aces High
Running Free (Live)
Run To The Hills (Live)
Wasted Years
Stranger In A Strange Land
Can I Play With Madness
The Evil That Men Do
The Clairvoyant
Infinite Dreams
Holy Smoke
Bring Your Daughter… To The Slaughter
Be Quick Or Be Dead
From Here To Eternity
Wasting Love
Fear Of The Dark (Live)
Hallowed Be Thy Name (Live)
Man On The Edge
Lord Of The Flies
Virus
The Angel And The Gambler
Futureal
The Wicker Man
Out Of The Silent Planet
Run To The Hills
Wildest Dreams
Rainmaker
No More Lies
The Number Of The Beast
The Trooper
The Reincarnation Of Benjamin Breeg
Canlı Performans Albümleri
Maiden Japan
Live After Death
A Real Live One
A Real Dead One
Live at Donington
Rock in Rio
Death on the Road
Biyografi :> Bob Marley
Şubat 27, 2008 on 1:21 pm | In Biyografi, Yabancı Rock Grupları | No CommentsEfsane reggae sanatçısı Bob Marley’in 130′un üzerinde plağı, her biri dillere destan olmuş yüzlerce şarkısı bulunuyor. Asıl adı Robert Nesta Marley olan unutulmaz sanatçı, 6 Şubat 1945 tarihinde dünyaya gelmiştir.
5 yaşındayken, annesi Kingston’a taşınmaya karar vermiş ve orada Bob ve ailesi, yaşamı boyunca Bob’un en iyi arkadaşlarından biri olan Bunny Livingston ve ailesi ile birlikte yaşamışlar. Bob ve Bunny, o yıllardan beri müzik ile uğraşmışlar.
Bob Marley, reggae müziğinin sadece Jamaika sınırlarında kalmamasını sağlayıp, onu bütün dünyaya duyuran en önemli isimlerden biridir. Büyük bir kesim tarafından bu tür müziğin kralı olarak ifade edilen Bob Marley, söz yazarı, şarkıcı ve gitaristtir. Profesyonel anlamda müziğe The Wailers grubu ile başlamıştır. The Wailers, Peter Tosh ve Bunny Livingston’dan oluşuyordu ki, bu isimlerde daha sonradan Bob Marley gibi solo kariyer çalışmalarınadevam ettiler. İlk hitleri “Simmer Down” olmuştu.
Bob, The Wailers’dan ayrıldıktan sonra, üç kadın reggae sanatçısının oluşturduğu The I-Threes adlı gruba müzikal alanda yardım etti. Topluluğun elemanlarından Juddy Mowatt, tecrübeli sanatçı için şu ifadeyi kullanmıştı; “Bob Marley?in şarkı sözü ve müzik altyapısı öylesine gelişmiş ki, kendisi bir müzik ansiklopedisi gibi”
Bu ünlü Jameikalı söz yazarı, sadece kendisi ile değil bu grubu ile de, “ada müziğinin” evrensel bir boyut kazanmasını sağladı. Şarkılarında politik ancak basit bir içerik vardı.
“Catch A Fire”ı 1972 yılında yayımladı. Bu çalışmayı; 1973 çıkışlı “Burnin?”, 1975′te kaydedilen “Natty Death” ve 1975 tarihli “Live” albümleri izledi. İngiltere, Almanya gibi önemli Avrupa ülkelerinde de hatrı sayılır bir dinleyici kitlesine sahip oldu. Bu sayede Avrupa’da özellikle o yıllar için büyük önem taşıyan konserler verdi.
En popüler şarkılarından biri olan “Get Up, Stand Up”, sosyal karmaşayı konu edinir. “No Women, No Cry” gibi politik olmayan içerikte parçaları da vardır.
Birleşmiş Milletler “Barış Madalyası”, 1978′de Afrika insanına yapılan insancıl yardımlara şarkılarıyla destek olduğu için, Bob Marley’e verilmiştir. Ve bu ödülü aldığı sene insancıl yardım amacıyla Jamaika’da konsere çıkmıştır. Müzisyenliğiyle uluslararası alanda kabul gören Marley, insani yönüyle de büyük takdir kazanmıştır.
Yaptığı “I Shot The Sheriff” ve “Get Up, Stand Up” gibi şarkılar ünlü sanatçı Eric Clapon tarafından yıllar sonra yeniden düzenlenmiştir.
Ve Bob Marley, 11 Mayıs 1981 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Belki bedeni değil ama unutulmaz eserleri, büyük manevi değer taşıyan yardım çalışmaları ve dimdik ayakta duran adıyla dünya müziğinin en önemli efsanelerinden biridir.
Biyografi :> Beatles
Şubat 26, 2008 on 12:19 pm | In Biyografi, Yabancı Rock Grupları | No CommentsBeatles rock türü müziği ile 1960′larda dünya çapında yaygın olağan üstü hayranlık uyandıran İngiliz müzik topluluğuydu.
Tümü Liverpool doğumlu olan dört üyesi vardı. (James) Paul McCartney (18 Haziran 1942), John (Winston) Lennon (9 Ekim 1940), George Harrison (25 Şubat 1943) ve Ringo Starr (asıl adı: Richard Starkley 7 Temmuz 1940). Hepsi işçi ailelerinden geliyordu. Beraber çalmaya başlamadan önce çeşitli rock gruplarında deneyim kazandılar. Önce McCartney ve Lennon 1956 yılında bir araya geldiler. Daha sonra bu gruba 1957 yılında Harrison katıldı. 1960 yılında Suart Suchliffe ve Pete Best’in de katılmasıyla grup Beatles adını aldı. Topluluk dönemin gereği olarak önce Liverpool ve Hamburg’daki gece klüplerinde çalarak kendilerini tanıttılar. Fakat grup kendini fazla koruyamadı ve 1961 yılında Suart Suchliffe ve 1962′de de Pete Best gruptan ayrıldı. O yıllarda Brian Epstein’in menejerliğinde bir plak sözleşmesi imzalayan gruba başka bir müzik topluluğundan gelen Starr da katıldı. “Love me Do”, “Please Please Me”, “She loves you” ve “I Want To Hold Your Hand”gibi ilk plaklarının ABD’de piyasaya çıkması ve “Ed Sullivan Show” da ilk kez ABD televizyonlarında gözükmeleriyle “Beatlesmania” (Beatles çılgınlığı) 1964 yılının başlarında ülkeyi bir baştan bir başa sardı.
Başlangıçta Elvis Presley ve Bill Haley gibi yine başta ABD olmak üzere tüm dünya çapında ünlü olan sanatçılardan esinlenen grup; Lennon ve McCartney’in yazdığı basit ama ilginç ve uyumlu sözler ile rock and roll’un ilk günlerindeki heyecanı yeniden uyandırmayı başardı. Bu özellikleri onların yıllarca liste başında kalmalarını sağladı. Şarkı sözleri ve yaptıkları müzikler sayesinde yapımcı kuruluşlardan çok sayıda ödül aldılar. Kraliçe II Elizabeth bile bu grubu O.B.E. (Order Of The British Empire) nişanı ile ödüllendirdi.
Uzun saçları, giyim tarzları sayesinde de oldukça ilgi çeken grup dünya çapında ün kazandı. Bütün plaklarının bir milyonun üstünde satabileceğinden emin olan grup büyük bir rahatlık ile çalışmaya başladı ve müziklerini monoton olmaktan kurtarıp her zaman yeni şeyler eklemesini bildi. Örneğin “Yesterday” gibi balatlardan “Paperback Writer” gibi karmaşık ritimli parçalara; “Yellow Submarine” gibi çocuklara yönelik parçalardan “Eleanor Rigby” gibi toplumsal içerikli parçalara kadar pek çok çeşitli eser meydana getirdiler. Halk konserlerine 1966 yılında son verildi.
1967 yılında dramatik bir bütünlüğe sahip olan “Sergeant Pepper’s Lonely Hearts Club Band” adlı albümü çıkardılar. Bu albüm hazırlanış aşamasında elektronik müzikten yararlanılmış olması ve konser salonlarında seslendirilemiyecek bir stüdyo çalışması olmasından dolayı yepyeni bir çalışma idi.
Betles üyelerinin sanatsal yanı müzik ile sınırlı kalmadı. Beraber çevirdikleri ve oldukça da olumlu eleştiriler alan “Help” ve “A Hard Day’s Night” onların sinemaya olan ilgilerini ortaya koydu. Daha sonra da birbirlerinden ayrı olarak pek çok filim çevirdiler. Toplum ilişkilerinin getirdiği zorluklar ve grup dışına olan ilgilerinin artması nedeni ile 1971 yılında grup dağıldı. Yeniden birleşebilecekleri dilden dile dolaştı ve hayranları tarafından hep beklendi. McCartney solo albümler çıkardı ve 1971 yılında kendi grubu Wings’i kurdu. Harrison 1970′lerde de Lennon ve Starr’la birlikte çalıştı. Filmlerde boy gösteren Starr daha sonra country müziğine eğilim gösterdi. Lennon, eşi Yoko Ono ile birlikte yaşamanı hem müzikçi hem de bir siyasal eylem adamı olarak sürdürdü. 1980 yılında bir akıl hastası tarafından öldürüldü.
Beatles 1960′lardan günümüze kadar akıllarda ve kaset koleksiyonlarındaki yerlerini başarıyla korudular. Günümüzde bile gruba tekrardan toplanıp bir konser vermeleri için tekliflerde bulunulmakta. Hatırlarsanız birkaç yıl önce Türkiye’de bir Beatles konseri verileceğine dair bir söylenti dolaşıyordu. Tüm müzikseverler bir an için ümitlenmişlerdi fakat ne yazık ki Beatles grubu Lennon olmadan bir daha toplanmayı reddetti ve bu konuda gelen tüm teklifleri geri çevirdi. Ne kadar dağılmış bir grup olsalarda içlerinde hala birbirlerine muhtaç olduklarını ve görünmez iplerle bağlı olduklarını tüm dünyaya göstermiş oldular.
Biyografi :> Tokio Hotel
Şubat 25, 2008 on 1:47 pm | In Biyografi, Yabancı Rock Grupları | No CommentsTokio Hotel 2001 yılında Magdeburg’da kurulmuş bir popüler Alman Pop-Rock grubudur. Bill Kaulitz Tokio Hotel’in baş vokalistidir.
2001 senesinde “Devilish” ismiyle Bill Kaulitz, Bill’in ikiz kardeşi Tom Kaulitz, Georg Listing ve Gustav Schäfer tarafından kuruldu.
İlk albümü “Schrei” 2005 yılında çıkardı. İlk single’ları “Durch den Monsun”, çıktıktan sonra hızlı bir şekilde adını duyurdu. 20 Ağustos’ta Alman müzik listelerinde 15. olarak kendini gösterdi ve 26 Ağustos’ta Avusturya müzik listelerinde 1. oldu. İkinci single’ları “Schrei”, Alman listelerinde 5.liğe yükseldi. 2006′nın başlarında, üçüncü single’ları “Rette Mich” çıktı ve listelerde 1. oldu. Yeni single’ları “Übers Ende der Welt” 26 Şubat 2007′de çıktı ve o da listelerde 1. oldu. Yeni albümleri “Zimmer 483″ turunun mart ayında başlatılması düşünülüyordu ancak iki hafta geciktirildi çünkü grup yeni bir sahne kullanmak istemişti. Her nasılsa tur için alınmış olan tüm biletler hâlâ geçerli.
bunlara ilave olarak sürekli grubun vokali olan bill için gay tartışması yapılmakta fakat bu doğru değildir.Bill’in sesinin kötü olduğu ve albüm kayıtlarında ikiz kardeşi Tom’un gitar çalmadığıda söylenenler arasında ama Bill 2002 de girdiği çocuk şarkıcı yarışmasından ki bu sıradan bir yarışma değildi 2. olmuştur. Bill in hobileri arasında parti vermek gezmek var ikizi Tom’sa grafity atmayı ve basketbol oynamayı seviyor.Ne kadar tepki toplayıp ticari bir grup oldukları söylensede peşpeşe ödüller almaya devam ediyorlar.
Bill Kaulitz (Vokal)
Tom Kaulitz (Gitar)
Georg Listing (Bass Gitar)
Gustav Schäfer (Bateri)
Biyografi :> Simple Plan
Şubat 23, 2008 on 1:08 pm | In Biyografi, Yabancı Rock Grupları | No CommentsSimple Plan 1999 yılında Montreal, Kanada`da kurulan bir pop punk grubudur. Beş elemanın hepsi de Quebec bölgesinde büyüyen Fransız asıllı Kanadalı`lardır. Grup iki albüm yayımlamıştır No Pads, No Helmets… Just Balls (2002) ve Still Not Getting Any (2004); bunun yanında iki tane de canlı CD`si vardır Live in Japan (2002) ve MTV Hard Rock Live (2005).
Grubun kökenleri aslında 1995 çıkışlı Reset grubuna dayanır. Reset 1997`de ilk albümünü çıkardığı zaman MxPx, Ten Foot Pole ve Face to Face gibi gruplarla turneye çıkıyordu. Pierre Bouvier ve Charles-André (Chuck) Comeau da bu gruptaydı o sıralarda. 1999`un sonuna doğru ise Simple Plan grubunu oluşturmak için buradan ayrıldılar.
Grubun adının nereden geldiği tam olarak bilinmemektedir. Elemanlar farklı cevaplar vermekle birlikte gerçek bir “iş”ten kurtulmak için bir grup kurmanın kolay bir yol olacağını düşündüklerinden akıllarına bu ismin geldiğini söylemektedirler. Bouvier ise yakın bir zamanda “bir grup kurmak zengin olmak için en basit plandır” diyerek grubun adıyla ilgili yeni bir şey söylemiştir.
Citroen araba markasının dünyada gösterilen reklamlarında çalan “Welcome to My Life” parçası bu gruba aittir.Konusarock herşey olur.. ![]()
Biyografi :> Nirvana
Şubat 21, 2008 on 1:15 pm | In Biyografi, Yabancı Rock Grupları | No Comments->
MTV neslinin çok sevdiği ve bağlandığı Nirvana 1988′de ABD’de kurulduğunda çekirdek kadrosu Kurt Cobain (20 Şubat 1967 - 5 Nisan 1994; gitar, seslendirme), Krist Novoselic (16 Mayıs 1965; bas gitar) ve Dave Grohl’dan (14 Ocak 1969; davul) oluşuyordu. Cobain “Grohl bizim altıncı davulcumuz gibi birşeydi” diye anlatıyordu, doğu yakası topluluğu “Dave Brammage”dan gelmişti, daha önce de “Scream”da çalışmıştı.
Bunların asıl davulcuları Chad Channing idi, “Dinosaur Jr”ın J. Mascis ve “Mudhoney”den Dan Peters ile sürekli bir ortaklık söz konusuydu aynı zamanda… Seattle şirketi Sub Pop ile anlaşan üçlü ilk olarak 60′ların Danimarkalı topluluğu Shocking Blue tarafından kaydedilmiş “Love Buzz” ve “Big Cheese”in aralarında bulunduğu ilk 45′liklerini hazırladılar.
İkinci gitarist Jason Everman tümü topu topu 600 dolara mal olan “Bleach”tan hemen önce topluluğa katıldı, kapaktaki fotoğrafa rağmen kayıtlarda hiç rol almadı (Mindfunk, Soundgarden ve Skunk’a doğru ilerleyecekti). Bu çalışma Nirvana’nın ağır ezgilere hoş bir hava katabilme yeteneğini doğruluyordu, kısa zamanda da büyük bir tabu oldu. Ama Channing bir Avrupa turnesi sonrasında gruptan ayrıldı, yerini Dan Peters doldurdu.1990′ın tek ürünü “Sliver”da rol oynadı.
Yeni baterist Grohl kalıcı olmayı başaracak gibiydi. Topluluğu gezegene tanıtan Nevermind ile kendine gelen Geffen şirketi ile imzalanan ayrıcalıklı anlaşmayla üçlü, bu albümünde yapısal sınırları işleyen parçalarda yörelerine özgü yavaş sözler, coşturan nakarat biçimini ve ilk elden grunge alt kültürünü yüzeye çıkarıp dinleyiciye veriyordu.
1992 başlarında ABD listelerinde en tepedeydi. Michael Jackson ve Dire Straits ile kapışıyordu, bir çok “yılın albümü” oylamasında da birinciydi. Açılış parçası “Smells Like Teen Spirit” Birleşik Krallık’ta ilk ondaydı, bu parça efsaneleşti, Nirvana’nın artık önemli ve tanınmış olduğunu hatırlatıyordu. Aynı sıralarda Cobain ve “Hole”dan Courtney Love’ın aşkı, evlilikleri, Love’ın Frances Bean isimli bir kız çocuğu doğurması konuşuluyordu. Şimdiden açıktı, ne var ki, Cobain bir neslin sözcüsü, kurtarıcısı rolünü benimseyip benimsememe iç çatışmasını yaşıyordu. Ses getiren ilk öykü Vanily Fayre gazetesindeki bir makaleyle geldi, Love hamileyken uyuşturucu almıştı, bu da eyalet yönetimini ilk ayında Cobainlerle bebeği yalnız bırakmama kararına götürdü.
Bir sonraki albümün kayıtlarındaki zorlukları konu alan basın açıklamaları, ayrıca Cobain’in ide rahatsızlığını dindirmek amacıyla bir dizi ilaç kullandığını ortaya koyar nitelikteydi. Yapımcı Steve Albini ile “In Utero”nun kaydı, sorunsuz olmadı; Albini ve Geffen’in vurdumduymazlığı, kendi istediklerini yapmaya çalıştıkları konuşuluyordu. Snunda kayıt tamamlandığında, “Nevermind” kadar hızlı bir çıkış yapmadı, Cobain’in söz yazma yeteneği “Penny Royal Tea”, “All Apologies” ve tartışmalara yol açan “Rape Me”de kendini gösterse de.
Daha sonraları kolay etkilenen nesil tarafından bir atasözü gibi yaklaşılacak “Kendimden nefret ediyor ve ölmek istiyorum” sözünü söyleyen, kendini yok etme arzusu içindeki Cobain 1994′te doruktaydı. İtalya’da turne esnasında komaya girdiği (ki bunun başarısız bir intihar denemesinin bütün izlerini taşıdığı daha sonradan açıklandı), ve Seattle’a dönmeden önce kendini vurduğu gerçeği Nirvana’nın ancak bir punk topluluğu olduğuna karşı çıkan adam, belki de kendisini saran başarı yüzünden yıkılmıştı.
Ölümünün ardından çok söz söylendi, bir marka oldu. Basın-yayındaki uyanış, toplumdaki etkilenme ve kayıp hareketleriyle eş zamanlı gelişmişti, bir çok tıpkıbasım intiharla birlikte… MTV Unplugged In New York”ın çıkışı hayranlarına küçük bir rahatlık, avuntu sağladı, 90′ların en dayanıklı görsel ve işitsel gösterilerinden birinde, Nirvana’ya özgü ve kaplama parçalardan bir seçki sunuluyordu.
Grohl, eski Germs gitaristi (önceki turne düzenlemelerinde ve “MTV Unplugged” gösterilerinde ikinci gitarı eline alan) Pat Smear ile “Foo Fighters”ı topladı. Onları hiç yalnız bırakmaya basın-yayın dedikoduları ise Grohl’un “Pearl Jam” veya Tom Petty ile birlikte çalışacağı yolundaydı.Novoselic ise 1997 başlarında “Sweet 75″i kurdu.
Müzik tarihine ve hayranlarına birbirinden güzel, etkileyici sayısız eser bırakan Nirvana geldi, geçti.
Bir kurtarıcı gibi düştüğü bu yeni neslin dünyasında boğulup giden yetenekli bir müzisyenin ve onun isminin arkasında zor görülen bir topluluğun; acıların, hayallerin, sevincin ve çaresizliğin öyküsü…Konusarock
Biyografi :> Greenday
Şubat 18, 2008 on 10:00 pm | In Biyografi, Yabancı Rock Grupları | No CommentsGreenday Biyografisi, ve daha fazlası konusarock’ta…
Beşinci sınıftayken tanışan ve birbirini her anlamda tamamlayan Kaliforniyalı iki genç; Billie Joe ve Mike yanlarına Al Sobrante’yi de alıp Sweet Children ismini verdikleri grubu kurarak müzik hayatına atıldılar ve yerel barlarda çalmaya başladılar.1989 yılına gelindiğinde Sweet Children yerine Green Day’e bıraktı ve ilk EP 1,000 Hours yayınlandı.EP yayınlandıktan kısa zaman sonra Al öğrenimine devam etmek için gruptan ayrıldı ve Frank Edwin Wright III ya da bildiğimiz adıyla Tré Cool gruba dahil oldu. 1,000 Hours’un yayınlandıktan kısa süre sonra 1990 yılında ilk albümleri 1039/Smoothed Out Slappy Hours yayınlandı. Albüm çok beğenilmesine rağmen asıl ses getiren albümleri 1992 yılında yayınladıkları Keplunk! oldu. 1994 yılında grubun kaderi tamamen değişti. Yayınladıkları üçüncü albüm Dookie ülke çapında çok büyük bir yankı uyandırdı.Albümün singleları Longview,Basketcase ve When I Come Around listelerde büyük başarı elde etti ve videoları MTV’nin en gözde videolarına dönüştü. When I Come Around’un en iyi alternatif performans dalında aldığı Grammy aldı ancak bu Dookie için daha başlangıçtı. Basketcase ‘95 MTV Video Müzik ödüllerine dokuz dalda aday oldu ve hepsini kazandı.Dookie çok az albümün alabildiği “platin albüm sertifikası”nı aldı. 1995 yılında Insomniac albümü piyasa çıktı. Dookie kadar ilgi görmese de iki milyonu aşkın sattı. Brain Stew ve Geek Stink Breath single beğeni kazandı. Çok uzun süren turne grubu fazlasıyla yordu ve bu nedenle Avrupa turnesini iptal edip kendilerine ve ailelerine zaman ayırmaya karar verdiler. Üç dalda Amerika Müzik ödüllerine ve Walking Contradiction videosuyla en iyi video dalında Grammy’ye aday gösterildiler ancak kazanamadılar. İki yıllık dinlenme sürecinin ardından 14 Ekim 1997 tarihinde Green Day Nimrod ile geri döndü.Nimrod ilk haftada 80,000 sattı ve Redundant, Hitchin’ A Ride ve Time of Your Life (Good Riddance) singleları fazlasıyla sevildi.Time of Your Life en iyi alternatif video dalında MTV’den ödül aldı. 2000 yılının sonlarına gelindiğinde Green Day Warning ile karşımızdaydı.Warning diğer albümlerden farklı, daha orijinaldi,grubun artık olgunlaştığını gösteriyordu. Her ne kadar hayranlar eski Green Day’e alışmış olsa da bu farklı Green Day de onların hoşuna gitti. Minority ve Warning singleları listelerde bir numara oldu. Warning aldığı ödüllerle de kendini kanıtladı; Kaliforniya Müzik Ödüllerinden en iyi albüm, en iyi punk rock/ska albümü, en iyi grup, en iyi.erkek vokalist, en iyi basçı, en iyi baterist, en iyi şarkı sözü yazarı, en iyi grup olmak üzere sekiz ödülle döndü. Dört başarılı albümün ardından 2001 yılında International Superhits adlı 17 hit şarkı ve 2 yeni şarkıdan oluşan bir albüm yayınladılar. Albüm 1,2 milyon sattı ve platin albüm sertifikası aldı. Bu albümden bir yıl sonra singleda olan ama albümlerde bulunmayan şarkılardan oluşan Shenanigans isimli bir albüm daha yayınladılar ancak bu albümden video yayınlanmadı. Shenanigans’dan sonra uzun bir sessizliğe bürünen grup işleri yavaştan alıp 2004 yılında American Idiot ile döndüler. America Idiot bir punk rock operaydı aynı zamanda politik idi. 11 Eylül saldırıları grubu etkilemiş ve politik şarkılar yazmalarına neden olmuştu. İlk olarak American Idiot single albüm çıkmadan bir ay önce yayınlandı ve büyük bir etki yarattı. Albüm çıkıtığı hafta binlerce sattı. Boulevard of Broken Dreams single ise Green Day’in Time of Your Life’dan sonra en büyük hiti oldu. Albüm çıkalı iki ay olmadan ödüller almaya başladı. Albüm iki Grammy dahil yaklaşık yirmi beş tane ödül aldı. Bu albümle birlikte üçünce kez dünya çapında turneye çıkan grup çok büyük kitlelere ulaştı. American Idiot Green Day için dönüm noktası oldu. American Idiot turnesinin Londra ayağında verdikleri The Milton Keynes Bowl konserinde 65,000 kişiye şarkılarını söylediler. Bu konser kaydedildi ve American Idiot videolarının yönetmeni Sam Bayer tarafından DVD olarak hazırlandı. Bullet In A Bible adını verdikleri DVD’de sahne arkası görüntüler ve her şarkıyla ilgili grup üyelerinin görüşlerini anlattığı röportajlar da yer alıyor. Green Day şuan 2008 yılında çıkması muhtemel yeni albümü üzerinde çalışıyor. Albüm için otuzdan fazla parçaları olduğunu ve yine çarpıcı bir albümle geri döneceklerini söylüyorlar. Bu dönem içinde hayır işlerine de katılmayı ihmal etmeyen grup Katrina Kasırgası kurbanları için U2 ile birlikte hazırladıkları Skids coverı The Saint are Coming single’ı 2006 sonbaharında çıkardı ve tüm gelirini kasırga kurbalarını için kurulan vakfa bağışladı. Darfur’daki soykırama dikkat çekme ve yardım için Uluslararası Af Örgütünün önderliğinde hazırlanan ve John Lennon coverlarından oluşan Instant Karma adlı albümde yer aldılar. Bir çok önemli isimin bulunduğu albümde Green Day Lennon’ın Working Class Hero şarkısıyla yer aldı.
Biyografi :> Marilyn Manson
Şubat 9, 2008 on 12:02 am | In Biyografi, Yabancı Rock Grupları | No Commentsİster sevin ister nefret edin, kendine “Yobaz Yıldız” diyen bu sevimli adam kesinlikle 1990′ların en adı çıkmış ve en çok tartışılan ünlüleri arasında… Serbestliği getirdiği için kimilerinin bir kurtarıcı, kahraman olarak baktığı Manson seks, uyuşturucu ve Şeytancılık üzerine kurulmuş bir platformdan yükselen “serseri”lerden oluşan bir dizinin son elemanı… Eleştirmenlerce çok hor görülse de metale büründürdüğü kimlik, günümüzün tüketici gençlerince çok tutuldu. Tutucu siyasetçiler ve duyarlı anne babaların önlem almak için gerçekten büyük çaba sarfettiği Manson zekice hazırlanmış programlarıyla bir anda yeniyetmelerin ihtiyaç duydukları “karşıt-kahraman” oluverdi. Brian Warner ismiyle Canton, Ohio’da dünyaya gelen Manson; 18 yaşındayken, müzik yazarı olarak çalışacağı Tampa Bay, Florida’ya taşındı. 1989′da yalnız, yabancı ve gitarist Scott Mitchell ile tanıştı; bir grup kurmaya karar verdiler. Mitchell adını Daisy Berkowitz, Warner ise Marilyn Manson olarak değiştirdi. Konusarock.org’den Sizlere Marilyn:)
Basçı Gidget Gein ve klavyeci Madonna Wayne-Gacy’nin de gruba katılmasıyla, topluluk (Marilyn Manson and the Spooky Kids) kendi başına kasetler çıkarmaya ve küçük yerlerde çalmaya başladılar. Manson’un kendine özgü makyajları ve el yapımı özel efektler ile birlikte topluluğun Gotik sahne gösterileri oldukça dikkat çekmeye başladı. Davul makinelerini atıp yerine Sara Lee Lucas’ı almalarıyla, ekibin müziği daha sert ve yırtıcı bir şekil aldı. 1992′de Güney Florida civarlarındaki en popüler hareketlerden biriydiler. 1993′te Nine Inch Nails’den Trent Reznor heyecanla hem Nothing Records için bir kontrat teklifi, hem de gelecek baharda NIN’a açılma şansı sundu. İki teklifi de kabul eden Manson’un ilk uzunçaları “Portrait Of An American Family” 1994 yazında geldi. Gein’in yerine gelen yeni basçı Twiggy Ramirez ile birlikte topluluğun kötü ünü yavaş yavaş duyulmaya veartmaya başladı. Salt Lake City’deki bir gösteri sırasında, henüz hiç de tanınmış sayılmazlarken, Marilyn Manson bir Mormon İncili kopyasını sahnede paramparça etti. Bunun üzerine Şeytan Kilisesi’nin kurucusu Anton LaVey de Manson’u Aziz ilan etti ve kutsadı.
Kimi izleyiciler Manson’ın hareketlerini önemsememiş gözüküyorsa da 7′den 70′e herkes etkileniyordu. 1995′teki “Smells Like Children” EP’si ve Eurythmics’in parçası “Sweet Dreams (Are Made Of This)”in yorumlamaları onları bir anda tüm medyanın ilgi odağı yaptı. Kısa bir süre sonra Berkowitz yerini gitarist Zim Zum’a bırakarak ayrıldı; sonraki LP “Antichrist Superstar” 1996′da geldi. Listelerde üçüncülüğe kadar yükselen albümle birlikte Manson’un popülerliği de artmış oldu. Daha çok tanındıkça çevresindeki tartışmalar da alevleniyor, daha çok düşman kazanıyordu. Konserleri sivil toplum örgütlerince düzenli olarak boykot ediliyor, müziği sağcı, dinci kesimin geniş çaplı saldırılarına maruz kalıyordu. Yine de medya ile arası çokiyiydi, bu da onun devrimci amaçlarının içtenliğine gölge düşürüyordu. Rolling Stone’da çıkan bir kuruluş hikayesi ve yok satan bir özyaşamöyküsü “The Long Hard Road Out Of Hell” ile (ki bu aynı zamanda Spawn için yaptığı film müziğinin de adıydı), bir kısım izleyiciler de Manson’ın Şeytan’a ruhunu satıp satmadığı konusunda kararsız kaldılar. “Mechanical Animals” 1998′de piyasaya sürüldü ve yine büyük tepki, eleştiri topladı. Matrix için yaptığı “Rock Is Dead” parçası da sevenlerince büyük beğeniyle karşılandı… Sonuç olarak Marilyn Manson farklı olduğunun farkında -ve bunun da tadını çıkarıyor.
Güney Florida’nın undergraund müzik sahnesinde 1989 a kadar pek çok grup yükselmiş ,burada pek çok müzikal hareket vuku bulmuştu.Fort Launderdale de tohumları atılan The Spooky Kids in önce Amerika’da sonrada dünya genelinde yaratacağı intifal daha ilk günlerden tahmin edilebiliyordu.Ortalama bir Amerikan gencinden dış görünüş itibari ile hiç bir farkı bulunmayan Ohio’lu Brian Warner , Florida’ya ayak bastığında 18 yaşındaydı.
Amerikan kültürünün gediklerinde kafayı takmış genç gazeteci adayı Brain Warner ve kısa müzik geçmişinde beş grup devirişliği olan sabırsız gitarist Scott Mitchell Putesky,dünyayı yerinden oynatacak bir müziğin peşine birlikte düştüler.Lokal dergilerde pek çok müzik makalesi kapak konusu olan Warner ve cocteau twins/sonic youth kırması müziği ile yerel başarı elde eden ındia loves you’nun kurucusu Putesky,güçlerini derhal birleştirdiler.
Warner ilk iş olarak kendisine bir sahne ismi buldu.Putesky ile birlikte hayalini kurdukları muazzam projeye yakışır bir şekilde,aylarca tabloid gazetelerini taradıktan sonra 1960’ların büyük ikonu’nun adlarından Marilyn Manson ismini yarattı.Putesky’de Marliyn in yarattığı ilüzyona kısa sürede ayak uydurdu ve dukes of hazzard dizisinin kült karekteri daisy duke ile son of sam mr.44 ya da Mister Monster lakapları ile tanınan seri katil David Berkowitz in isimlerinden devşirme daisy Berkowitz i sahne ismi olarak belirledi.
böylece hem bir grubun,hemde ikinci kuşak Manson ailesinin ilk haline gelindi.
1990 a gelindiğinde grubun ismi Marilyn Manson&The Spooky Kids olarak geçiyordu.Grubun ilk kadrosunda sonraki yıllarda meşhur Floridalı metal grubu collapsing lungs’a ve ardından da nation of fear ‘a katılacak olan bascı Olivia Newton-Bundy ,The Spooky Kids ekibinde uzun süre kalmayacak olan klavyeci Zsa Zsa Speck ve bir drum machine yer alıyordu.Newton Bundy nin yerine Gidget Gein in ve Speck in yerine Madonna Wayne Gacy in alınması uzun sürmedi.
Marilyn Manson&The Spooky Kids ilk demo kasetleri meat beat cleaver beat ,snuffy’s VCRve big blacks bus’ı ardarda yayınladı.Elden ele gezen demo typler gereken işlevi görmüş ve grup,nine inch nails’in yaz turnesine dahil bir konserin açılış grubu olmakla onurlandırılmıştı.O sıralarda TVT ile kavgası süren ve henüz kendi firmasını kurmamış bulunan Trent Rezgor ,genç grubun enerjisinden bir hayli etkilendi.”Sanırım orta batıdan gelen iki şeytani zeka olmamız bizi yakınlaştırdı”diyen Manson ve Trent Reznor,uzun süreli bir dostluğun temellerini attılar.
The Spooky Kids başlangıçtaki amacına sadakat göstererek müziğini ve görsel bir şovu insanlara ulaştırmaya başladı.Manson’ın Charles Manson’ın meşhur bir dizaynından etkilenerek hazırladığı ilk grup logosu eyes’ın basılı olduğu tişörtler ve stickerlar Florida dükkanları ve sokakları süslüyordu.
Manson’ın gazetecilik yaptığı dönemde edindiği bağlantılar “big black bus”demosundan şarkıların local rock istasyonlarında çalınmasını sağladı.Aynı günlerde ,The Spooky Kids ,geçmişin endüstriyel ve gotik müzik sahnesinden ödünç alınmış teatral bir gösteriyle Florida dışında da adını duyurdu .Çarmıha gerilmiş tiyatrocuların ,sex shoplardan kiralanmış yetişkin oyuncaklarının derisi yüzülmüş keçi kafalarının başrolü kaptığı The Spooky Kids gösterileri Charles Manson plaklarından alınmış sample’lar ve Manson’ın the cat in the hat okumaları sayesinde iyice ilgi çekici hale geliyordu.Bütün Spooky Kids üyeleri sahne isimlerine hakkını verir biçimde Amerikan kültürünün parodisini yapmaya koyulmuş ve farklı açılardan saldıran bir ikonacılığın icrasına girmişlerdi.
1991 de The Spooky Kids ,o güne dek grup saydıkları Drum Machine’e veda ettiler.Söz konusu Drum Machine’nin jübilesi florida çapında dağıtılan bir haber bülteniyle yayıldı ve grup karikatürlerinin Dr.Sessus figürlerinin ,scooby doo dan karakterin çengelli iğnelerinin yer aldığı bu kült koleksiyon nesnesinde Sara Lee Lucas ın gruba katılımı müjdelendi. Bugün genel olarak Lucas ‘ın1992 tarihli,The Family Jams ile aileye katılmış olduğu varsayılıyor olsa bile ,1991 tarihli,lunchbox’da da Lucax’ın çalmış olabileceği söyleniyor.Sara Lee Lucax’ın gruba katılımı geçekten de muazzam etkinliklere yol açtı.The Spooky Kids artık daha sağlam şarkılar yazıyor,Cake and Sodomy ve My Monkey gibi klasikler bu dönemde yaratılıyordu.Thrash hardcore ve alternative müziklerin egemenlik sürdüğü Florida sahnesinde artık güçlü bir The Spooky kids kitlesinden söz etmek de mümkündü.Sadece grubu değil grubun etrafında toplanan fan kitlesini de tanımlayan The Spooky Kids lafı müzik basınında da satır aralarında yerleştirilir oldu.1992’de The Spooky Kids Florida sahnesinin prestijli ödüllerinden slammy’lerde best hard alternative band ve band of the year ile onurlandırıldı.
Aynı yılın bir diğer önemli olayı 30 ocak 2 şubat arasında Button South’da gerçekleştirilen Miami rocks east coast music forum oldu.Yerel müzik endüstrisi tarafından Florida sahnesine ülkenin dikkatini çekmek için tasarlanan Miami rocks’da Marilyn Manson&The Spooky Kids,1 şubat günü müthiş bir performans gösterdi.Event’a katılan onlarca gazetecinin menajerlerin rodyocunun prodöktör ün The Spooky Kids’e dikkat kesilmemesi zaten olanaksızdı.Grubun arkasındaki destek güçlerde bir hayli ilgi çekiçiydi.Fanların çıkardığı haber bülteni,konsept flayerlar ve grup hakkındaki aramaları 24 saat boyunca cevaplandırılan telesekreterler The Spooky Kids in kendi medyasına sahip olduğunu onaylıyordu.1991’de Florida da yayınlanan bir yerel gazetede yer alan röportajında Marilyn Manson learning swim’in sözlerini fanlarına ithaf ettiğini söylüyor ve bu noktaya geldikten sonra geri atmaya niyetim yok çocukların ve genç insanların düşüncelerini etkilemek gibi bir misyonum var bu yüzden sözlerimi itina ile seçiyorum söylediğim şeylerden asla gocunmuyorum diyordu.Marilyn Manson sadece 22 yaşında idi.Ancak altına girdiği sorumluluk fanların ona yeni bir lakap takmasına ön ayak oldu”Daddy”
Gündemdeki fan kitlesi için Marilyn Manson ve ailesi hakkında elde edilecek en sağlam veriler kuşkusuz grubun demo teyplerinde yer alıyordu.ilk iki demo “meat beat cleaver beat ve snuffy’s VCR’da Manson ve Berkwitz’in sonraki yıllarda bir fan a verdiği röportaj da söylediği gibi asla satılmaması gereken ürkütücü bir enstürumantel sound elde etmişlerdi.ikili ile birlikte çalışan stüdyo teknisyeni Graveyard Ralph Cavallaro’nun söylediğine göre “big black bus”taki kadroda aynı idi.Berkowitz,yamahaRX8 synthsizer’ıyla bir grubun işini tek başına yapıyordu.1990 tarihli demo teyp grist o line The Spooky Kids in grup demosu anlamına gelen ilk demosu oldu .”After school special”(ocak1991)”lunchbox”(1991oratsı)”the family jams”(1992)ortası ve grubun son kaset kaydı”refrigator”(1993başı)fanlara ulaştırıldı.çok yönlü bay Berkwoitz tarafından prodükte edilen ve Manson’ın görsel tasarımı ile renklendirilen bu küçük hazinelerde ‘cake and sodomy’, ‘dope hat lunch box’my monkey’,dogma ve cyclops gibi klasiklerim ilk halleri yer alıyordu.
1992-1995
Bir Amerikan Ailesinin Portresi
1992 yılları sonlarında grup ismi Marilyn Manson&The Spooky Kids’den Marilyn Manson a dönüştürüldü.Bu durum insanların kafasının karışmasına,grubun artıkone-man Project olarak algılanmasına sebeb olmuştu.1993 slammy’lerde MM band of the year best hard alternative band bets local release ve song of the year adaylıklarını aldı .Bay Manson en iyi vokalist ödülünün de adayları arasında idi.Bay Manson aynı zaman da ödül törenin yıldızı oldu ve saigon kick’e the lizard ile kazandırdıkları best nationalk release ödülünü taktim etti.1993 yazında Manson’lar trend Renzor ile yeniden bir araya geldiler TVT den bağımsızlığını ilan eden Renzor yeni kurduğu nothing records’a Manson’ları bağlamak üzere Florida’ya gelmişti.Criteria stüdyolarında portrait of American family’nin kayıtları devam ederken Manson’lar NN ‘in self destruct ’94 turnesine ait gruplar oldular.
“Portrait of American family nin kayıtları maalesef huşu içinde devam etmedi.Renzor “the downward spiral için kendi stüdyosuna kapanma kararı aldı.onun yerine MM in sound una heyecan katması beklenen prodöktor Roli Mossiman atandı.daha önce young gods machine of loving grace ve foetus albümlerinde sound sihirbazlığı yapan Mossiman MM’in beklentilerini karşılamamıştı..Zamana karşı yarışan MM Renzor dan onay alınca Mossiman’dan bağımsız hareket etmeye karar verildi.Grup Los Angels’taki record plant e kapandı ve günde 15 saat çalışarak yedi haftayı kayıtlarda geçirdi.Ocak 1994’te kayıtları tamamlanan LP nothing records’ın dağıtımcısı interscopes’a ulaştırıldı.1993 noel’e girildiğinde Gein grubu terk etti.Bay Manson ona göre uyuşturucu bağımlılığı bizim için bas çalmaktan daha önemli diyordu.Tıpkı yıllar önce sex pistols da yaşanan basçı değişikliğine benzer bir değişim yaşandı.Lokal sahneden kanka grub amboog Alard’ın yırtık kotlar ve beyaz gömlekler içindeki basçısı Jeordie White Manson ailesine katıldı .Genç Jordie birkaç gün içinde şiddetli bir mutasyona uğrayarak Newyork Dallas dan alıntılanmış multi-sesüel bir imaja gotik estetikliğini ataçladı ve Manson ailesi nin bay Manson’dan sonra en çok konuşulan karakterini yarattı.Twiggy Ramirez.
Floridanın başa baş giden iki ailesi Amboog’lar ve Manson’lar arasında sözlü ve fiziksel ve kavgaların yaşanmasına sebeb olan bu durum her iki grubunda yeniden ulusal medyanın sayfalarına yerleşmesini sağlamıştı.serhat Portrait of an American family için tasarlanan CD grafiklerinin basına sızdırılması ile kıyamet koptu.Bay Manson’ın çocukken çekilmiş çıplak bir fotoğrafı CD kapağında yer alacaktı.Ancak ulusal medyanın bastırmasıyla İnterscope record’a CD kapağını değiştirme kararı verdi.9 haziran 1994 te albümden ilk single get your gunn provokatif bir video klip eşliğinde piyasaya verildi.12 haziran günü ise Portrait of an American family raflara vurdu.1994 slammy ödül töreninde 3 temmuz grubun başarısı 1200 fan’ın katıldığı özel bir konserle kutlandı.NIN turnesinde geçen üç aydan sonra Manson ailesi ilk ulusal turnesine çıktı.Aynı günlerde internette muazzam bir tanıtım şöleni yaşanıyordu.Alt Music’nin haber grubundan bağımsızlaşan Manson fanları alt.music.Marilyn Manson haber grubunu kurdular .İki ayrı mail grubu ile birlikte her geçen gün yenileri türeyen fan siteleri Marilyn Manson’a şu ana kadar kırılmayan bir rekor getirdi.serhat Marilyn Manson tüm zamanların en kısa sürede en çok fan web sitesi üretilen grubu oldu.Newyork time sın 1994 yılı sonu değerlendirmesinde yer verdiği habere göre altavista ya anahtar kelime olarak Manson yazıldığında Charles Manson’a adanmış web sitelerinin nerdeyse 100 katı kadar Marilyn Manson ve ailesine adanmış web sitelerine ulaşılıyortdu.Marilyn Manson artık Amerika’da Charles Manson’dan daha büyüktü.
Marilyn Manson’ın git gide büyümesinin muhafazakar Amerikan toplumunda yarattığı etkiyi en iyi açıklayan kelime kesinlikle “infal”olacaktır.drag-queen edasıyla ortalıkta salınan American Mainstreem müzik endüstrisinin kesin bir reddedişte olduğu endüstriyel müziği mahalle marketlerinin raflarında taşıyan gotik ve gore estetiklerini bir araya getiren şovlarını BDSM sanatının hinlikleriyle süsleyen popüler amerikan müziğini yeniden felsefeyle diğer sanat dallarıyla ve gizli ilimlerle ilişkilendiren Marilyn Manson kesinlikle 1 numaralı toplum düşmanı idi.MM tarihinde hiçte sıra dışı olmayan konser iptalleri yasaklar pretestolar çoktan başlamıştı.Amerikanın gizli Mormon Cumhuriyeti diyebileceğimiz Utah’a bağlı salt lake city’de 18 ekim günü verilmesi planlanan MM konseri belediye konseyinin kararı ile bir takım kurallara bağlandı.Manson ailesini 16 ekim günü Las Vegas konserlerinde izleyen belediye yetkilileri NIN ve MM’in birlikte sahne alacakları 18 ekim konserinde bay Manson’ın şarkı aralarında konuşmasını yasaklıyor bazı şarkı sözlerini değiştirmesini istiyor ve MM Merchandise’ının kentte satışını yasaklıyordu.Reznor ve MM üyeleri belediye konseyinin kararını kabul etmedi.Manson’ların salt lake cityde çalışması yasaklandı.Ancak NIN’ın sahnesi sırasında bir sürpriz yaşandı ve Reznor bay Manson u sahneye davet etti.Sahneye elinde book of mormon’ın bir kopyası ile çıkan bay Manson ,çoğunluğun inançları ve cehaletle ilgili etkili bir konuşma yaptı.Reznor ise MM in konser yasağı ile ilgili SLC belediye konseyinin kendisine gönderdiği mektubu okudu.uzun zamandır Anton Szandor Lavey in felsefesinden etkilenmiş olan bay Manson ekim ayında Lavey ile tanıştı ve Lavey tarafından kilisenin rahiplarinden biri olarak ilan edilerek Reverend sıfatını aldı.
POAAF den çıkan ikinci single lunchbox NIN turnesinde çekilmiş 48 dakikalık bir yol video su ile birlikte piyasaya verildi.Indie film yönetmeni Richard Kern in çektiği video nun devamı Monster Voodoo machine in alt grubu olduğu ilk resmi Marilyn Manson turnesinde çekilecekti.13 ocak ta Dallas’daki Trees konser salonun da verilen konser söz konusu turnenin olaylı ilk konseri oldu.Monster Voodoo machine’nin sahne şovu sırasında kullandığı ölü tavuk parçaları ve sakatat familyasından bir takım uzuvlar derhal ulusal medyanın manşetlerine yansıdı.Sakatat kullanımı Marilyn Manson ile özleştirilmişti.Aynı günlerde Sara Lee Lucas ,Marilyn ile anlaşamadığı gerekçesi ile grubu terk etti ve yerine aslen bir stüdyo teknisyeni olan Ginger Fish atandı.Marilyn Manson’ın da kişisel olarak grubun önüne geçmesi de aslen bu tarihlere rastlıyor.Marily’in Glenn Danzing ile yakınlaşması efsanevi Headbangers balla verdiği bir röportajda Danzing in turne otobüsü şoförü Tony Winngs ile seks yaptığını ima etmesi hep bu döneme ait haberler.Glean Danzing ve Marilyn Manson ın yakınlaştıran asıl olayın ne olduğunu ise pogo şöyle söylüyor “turne sırasındaki bir konserden sonra şov yaptığımız bir salonun irikıyım bodyguardları üzerimize atladı.Marilyn ben ve turne menajerimiz Frankie sıkı bir dayak yiyorduk.Marilyn’in hayatından gerçekten endişe etmiştim ama etrafımdaki kas yığınlarını aşıp ona yardım etmem imkansızdı.sonra ansızın Glenn, ortaya çıktı ve boudyguard’ların hepsini devirdi.Bugün ne zaman Glenn’den bahsedilse Marilyn’de bende ah evet o adam mı?işte hayatımızı kurtaran adam deriz.Bugün hayatta isek bunu Glenn’e borçluyuz.
1995-1997
Çocuklarınızı Almaya Geldik
Bütün bunlar olup biterken Manson ailesinin artık Florida’ya gidip kendilerine ayrılan Slammy ödüllerini alacak vakit dahi bulamıyor oluşu oldukça anlaşılır.Danzing ve Korn ile Amerika’yı turlamaya devam eden,bir dolu sansür ve yasak mevzusu ile uğraşmak durumunda kalan Manson’lar,olaylı Dope Hlat video’sunun müzik televizyonlarında dönmeye başladığı günlerde ikinci albüm için stüdyoya girdiler.EP formatında hazırlanan “smells like children” manson ailesinin Amerikan kültürünü yorumlayış tarzına yeni bir açı kazandırıyordu.Willy Wonka karakterini üzerine geçiren bay Mnason grup üyelerinin en sevdiği şarkıların cover’landığı “smells like children” döneminde müthiş bir teatral karakter yaratmıştı.”Portrait of an american family”nin altın plak statüsüne ulaştığı hafta “smells like children “bill board listelerine 53 numaradan giriş yaptı.”SLC”’ın müthiş sound’u dikkatleri manson ailesinin diğer üyelerine çevrilmesine de ön ayak oldu.Daisy Berkovitz, Guitar World ‘e tek başına röportaj vererek bu alanda gruba ilk deneyimini yaşattı.Gitar dergilerinin yılsonu değerlendirmelerinde Berkwoitz’in ismi en iyi yeni gitaristler arasında anılıyordu.Marilyn Manson Amerika’da kült statüsüne ulaşmıştı.Live Wire dergisinde yayınlanan bir makalede şu cümleye vurgu yapılıyordu”işte Amerika’nın en heycan verici yanı .Travmatik yeni gruplar !Ve bunların en ateşlisi Marilyn Manson.Bu grubu onlar hapse girmeden ,ülkeden sürülmeden,ya da bir cinayete kurban gitmeden önce yakalayın.Bu sizin son şansınız olabilir.”
Smells like children turnesi ,12 eylül 1995 günü Tulsa’daki cain’s Ballroom’da başladı.Beş ay süren turne Amerika rock’n roll tarihinin gördüğü en ekstrem teatral şovlara sahne oluyordu.Turne sırasında Berkwoitz güçlü bir grip virüsüne yakalandı.Diğer grup üyelerinin de bir takım sağlık problemleri ortaya çıktı.Marilyn Manson bronşite yakalandı ve turne boyunca pek çok konser salonunda dev bir oksijen çadırının içinde getirildi.Bugün hala fanlar tarafından snow tour olarak anılan bu turnenin son birkaç konseri bay Manson’ın bronşiti yüzünden iptal edildi.1996’nın ilk günlerinde Manson ailesi cephesinde bir takım kıpırdanmalar yaşanıyordu.Manson ların kıyametin soundrack’ı olarak adlandırdıkları albümle ilgili olarak bay Manson ve Twiggy hakkında verilen röportajlar hala daha Manson ailesinden çıkmış en ekstrem röportajlar olarak anılır.Bay Manson ve Twiggy kayıtların nasıl gittiği ile ilgili sorulara “Kayıtlar çoktan bitti,çünkü bu gelecekten gelen bir albüm;birkaç yıl sonrasında bu albümü yapıp bir kapsülün içine koyduk ve şimdiye yolladık”cevabını veriyorlardı.”Antichrist Superstar” ikilinin söylediğine bakılacak olunursa bildiğimiz anlamıyla kıyametin yaşandığı günlerde kaydedilip 1996’ya ışınlanmıştı.Gerçekte Trent Reznor’ın New Orleans’daki stüdyosunda kaydedilen “Antichrist Superstar’ın” etrafında bir dolu söylenti vardı.Insomania’ya aynı günlerde yakalanan Bay Manson ve Trent Reznor, Kabalistik öğreti,simya ve kara büyü gibi konulara kendilerini kaptırmışlardı.Manson ailesinin diğer fertleri ise ağır uyuşturucular kullanıyorlardı artık.Bunun son Marilyn Manson albümü olacağı çünkü grubun ve 100’e yakın fan’ın bir toplu intihar söylentisi yayıldı.Bu tuhaf proje etrafında döndürülen söylentiler ne olursa olsun hiçbiri Daisy Berkowitz’le ilgili ayrılık söylentileri kadar kabul edilemez değildi.O dönemde ancak “şaka gibi” diyebildiğimiz bu söylenti Nisan ayında gerçek oldu ve Berkowitz MM’in yeni rotasına uyum sağlayamadığını söyleyerek gruptan ayrıldı.Fanların kederi büyüktü zira Daisy Berkwoitz her zaman için gizli fan favorisi konumunu korumuştu.Marilyn Manson ve Daisy Berkwoitz arasında tansiyonun yükseldiği zirve anı aslında New York City’deki yılbaşı konserinde Marilyn Manson,Berkwoitz’i sahneden ittiğinde yaşanmıştı.Ama bunu sahne şovunun bir parçası olarak gören fanlar durumun ne kadar vahim olduğunu o sırada algılayamamışlardı.Manson’a göre Berkwoitz’in kendini ve ideallerini grup uğruna kurban etmemesi affedilir gibi değildi.Berkwoitz cephesinde ise Manson’ın artık grup kimliğini bozan rock’n’roll şahsiyeti haline dönüşmüş olması büyük sorundu.Daisy Berkowitz,finansal haklarını korumak için grup aleyhine bir dava açtı.Bu dava hiçbir zaman sağlam bir sonuça ulaşamadı.Berkwoitz,1997’de Three Ton Gate adıyla”Vanishing Century”albümünü yaptı.Artık sahne ismi olara Artist Formerly Known As Daisy’i kullanıyordu.Ardından da Florida çıkışlı shock rock bebekleri Jack of jill’e katıldı.Aylarca ertelenen Antichrist Superstar”ın çıkışı 8 ekim gününe denk geldi.7 ekim’i 8 ekime bağlayan gece Amerika’daki neredeyse bütün müzik dükkanları MM fanlarının talebini karşılaya bilmek için açıktı.Albüm Bilboard listelerine 3 numaradan giriş yaptı. 1990 ların en büyük albümlerinden biri yaratılmıştı,ve bu yaratım MM etrafsında dönen şehir efsanelerinin de iyice zirveye vurmasına sebeb olmuştu.1996 nın Halloween şovunda Marilyn manson un intihar edeceği dedikoduları sanırım bu dedikoduların en eğlencelilerinden biriydi.
1997-1999
O artık gerçek bir yıldız
1998 in başlarında yeni MM albümü ile ilgili ilk veriler fan’lara ulaşmaya başladı.MTV’nin year in the rock programına katılım gösteren bay Manson “eğer Antichrist Superstar”kötülüğün cennetten kovulması ve dünyaya düşmesi ile ilgiliyse,bundan sonraki albümümüzde kötülüğün yeryüzündeki faaliyetleri ile ilgili olacak.Kötülüğün anası yeryüzündeki insan topluluğuna uyum sağlamaya çalışırken nasıl debelendiyse ve her ne hissettiyse bu albüme aktaracağız”diyordu.Aynı günlerde manson ailesinin malikanesin de bir takım kavgalar yaşanmaya başlamıştı.Bay Manson’ın üçünçü albüm için kadim dostu Billy corgan’ın prodüktörlük yapacağını ve albümün misklerinin de Dust brother’s a teslim edeceğini söylemesi Trent Reznor’ı memnun etmemişti.Reznor’un eğer bir gruba yardım ettiysem ve bu grup kendi grubumla aynı düzeye ,hatta kendi grubumdan daha üst bir düzeye geldiyse kendimi gerçekten bir garip hissederim daha da garip olanı ise ödenmemiş vefa borçlarıdır lafına Manson’ın cevabı 17 kasım günü Toronto’da düzenlenen basın toplantısında geldi:”dürüst olmak gerekirse Trent ile antichrist süperstar döneminden beri hiç konuşmadım,dolayısı ile dostluğumuzun nasıl bir dönem yaşadığı hakkında zerre fikrim yok.Trent’e güçlü duygular duymuyorum,eğer yeniden bir araya geleceksek bu sefer gerçekten yakın olmalıyız.Trent ile gerçekten dost olmayı diliyorum”.
Mayıs ayında Marilyn synth pop’un kitabını yazan Gary Numan’ın Los Angeles konserinde Numan ile birlikte sahneye çıktı.20 temmuz günü ise yeni MM albümü “Machinal Animals”’ın 15 eylül günü piyasaya verileceği duyruldu.Hole’un Celebrity Skin”ini için prodöktor koltuğuna oturan Micheal Beinhorn,”Machanical Animals” içinde aynısını yapacaktı.MM şok yaratmanın bütün inceliklerini biliyordu.Fanlar için o güne kadar yaşanmış en büyük şoklardan biri 22 temmuzda geldi.O sıralarda grubun katıldığı yaz festivallerinde sağlık gerekçesi ile sahne alamayan Zim Zum Marilyn tarafından yapılan sert bir açıklamayla gruptan atıldı.Yerine ise Rob Halford’un endüstriyel müzik projesi Two’dan tanına John Lowery alındı ve Lowery kısa sürede John 5 e dönüştü.Zim Zum’un gruptan atılışı o ana kadar ki eleman değişikliklerinin en şenliklisi olmuştu kuşkusuz.Grup tan atılmadığı kendi isteği ile grubu terk ettiği konusunda ısrar eden Zim Zum dönemin müzik medyasına eski grup arkadaşlarının seksüel tercihi ile ilgili tuhaf açıklamalar yapıyordu.John Lowery aynı yılın başında noting records’dan debult albümünü yayınlayan Two’da huzur bulamamıştı.Zira Rop Halfrod’ın Judas priest’teki geçmişi ve fanlarının bu endüstriyel metal mevzusunu desteklemiyor oluşu Two’u yarı yolda bıraktı.Lowery ,David Lee Roth için çalmaya başladığında,ise aynı vukuat yaşanmıştı.Ama şunu eklemek lazım;Lowery’nin MM e katılımıda Roth’un turne gitaristi olması kadar garip kaçıyordu.”Machinal Animals ta ilk single “Dope show ‘a çekilen klipte John5 MM fanlarına takdim edildi.Nick Roeg’in Dacid Bowie’li kült filmi The man Who Fell To Earth’dan esinlenerek Paul Hunter tarafından çekilen video MM’in müzikal anlamda yeni bir yola saptığını iyice belli ediyordu:Glitter&glam rock .Ağustos ayında Marilyn Manson ,Dee Snider’ın film projesi Strange Land için soundtrack şarkılar kaydetti.Dee Snider’ın ismini The Exorcistten alan Captain Howdy isimli yarı modern yarı ilkel bir manyağın hikayesini anlattığı filmin soundtrack’ında MM ‘in kaydettiği şarkılardan sadece “sweet tooth” yer aldı.
Marilyn manson machinal s animals döneminde imaj itibarı ile mutasyona uğradı.ve yeni bir anti kahraman yarattı.:Omega.bu yeni doğumlu anti-kahramanın MM fanlarıyla tanışması ise grubun yeni web sitesi
üzerinden gerçekleştirilen chat’te gerçekleşti.9 eylül günü yapılan bu chatle birlikte o güne dek altı ay boyunca şanslı fanların beta test e tabi tuttukları site yayına geçti.10 eylül Perşembe gecesi MTV video music awards’da dope show gösterisi yaşandı ve machinal animals piyasaya verildiği hafta 223 bin kopya satarak bilboard listelerine 1 numaradan giriş yaptı.Kasım ayında düzenlenen bilboard music video awards’da ‘dope show’best hard rock/heavy metal clip of the year ve maximum vision clip of the year ödüllerini aldı.
1999-2004
Aslında Bunlar Karanlık Yıllar
1999’un Mart ayında MM Rock is Dead turnesine çıktı.Turnenin alt grubu Hole üyeleri ile kuliste yaşanan bir takım gerginlikten sonra Hole turneyi terk etti.
1999’da konser albümü”The Last Tour On Earth”ü ve video koleksiyonu God Is In The Tv’yi çıkaran MM yeni milenyuma sıkı ama bir yandanda sakat bir giriş yaptı.2000’de mainstream music medyasına göre MM kariyerinin en iyi albümü olan Holy Wood’i çıkardı.’Disposable teens(en çok sevdiğim parçası) Present death Death song Fight song tüm dünya listelerinde MM’a daha önce çok az şarkının getirdiği başarıları sağladı.Nisan 1999’da Denver Colorado’daki Colombine lisesinde yaşananlar hala unutulmamıştı.MM fan’ı Dylan Klebold ve Eric Harris’in 12 sınıf arkadaşını ve bir öğretmeni öldürmesi Amerika’da büyük infial yaratmıştı.
Colombine’in gölgesinde yaşanan 1999,MM aleyhine açılan pek çok davaya çeşitli protesto gösterilerine Amerika turnesinin iptaline sahne olmuştu.Marilyn Manson 28 mayıs 1999 tarihli ve rolling stone’da tamamı yayınlanan açık mektubunda Colombine ile ilgili düşüncelerini Amerikan toplumunu inceden eleştirerek yazmıştı zaten.Ancak Holy Wood‘un dönemin kaotik ortamından soyutlanmasıda beklenemezdi.
“Holy Wood”un kayıt döneminde yüzlerce ölüm tehdit i alan Marilyn Manson grup içindeki fikir ayrılıkları ilede uğraşmak durumunda kalıyordu.2001’de grup hem muhafazakar gruplardan hemde festivaldeki diğer katılımcı gruplardan gelen tehditlere rağmen Ozzfest’e katıldı.MM tarihinin en önemli konser hikayelerinden biride Ozzfest’de yaşandı.Colombine katliamının gerçekleştiği Denver Colorado’da Ozzfest’in bir ayağı düzenlenecekti ve kendisine C.P.R. denen bir grup Hristiyan radikal MM’ın şovunun iptali için amerikan yüksek mahkemesine başvuruda bulundu.Bir hayli tartışmalı geçen dönemin sonunda söz konusu mahkeme C.P.R.’ın talebini geri çevirdi ve Marilyn Manson Denver’da sold-out bir konser verdi.
1999’da değişim başlamıştı.Marilyn manson’ın müziği artık eskisi kadar provakatif ve tehlikeli değildi.Holy Wood’dan sonra 2003’te piyasaya sürülen “The Golden Age Of Gretesque” sanat estetiği açısından bir hayli güçlü olmasına rağmen fanlar tarafından hiçbir şey anlatmayan bir albüm olarak mimlendi.Twiggy Ramirez’in müzikal ayrılıklar bahane edilerek gruptan sürülmesi fanların zaten ekşiyen duygularını iyice burkmuştu.KMFDM’den Tim Skold’un gruba katılımı bir hayli tartışıldı.Fanlar arasında tartışan bir diğer konuda pin-up bebeği olarak lanse edilen striptizci Dita VonTeese’in Marilyn Manson’ın sevgilisi olarak manson ailesine katılmasıydı.
2003’ün bahar aylarında ,11 ağustos günü Ozzfest çerçevesinde verilecek olan New York konserinin Line-up’ından Marilyn Manson’ın çıkarıldığı haberi geldi.Ozzfest’in organizatör firması Clear Channel ile bu konuda anlaşan New York’lu promoter Six Flags’in gerekçesi,11 eylül deneyimini yaşayan New York kentinin Marilyn Manson’ın ayrılıkçı ve rahatsız edici söylemlerini kaldıramayacağı şeklindeydi.Manson bu konuda Rolling Stone’a verdiği röportajda “Bu durum üzücü olabilirdi,ama insanların beni bu yalan düzen karşısında ciddi bi tehlike olarak görmelerinden hoşnutum;Korn yada Disturbed gibi şov işinin gerektiği ölçüde radikallik yapan gruplar arasında değiliz ve kendimize çeki düzen verip onların yolundan gitmeyeceğiz”diyordu.Aynı sıralarda Milan’da da benzeri bir yasakla karşılaştı Manson.Grotesque Burlesque turnesinin Milan ayağı belediye meclisinin kararıyla iptal edildi ve konser milan yakınlarındaki Monza’ya taşındı.
Biyografi :> Metallica
Şubat 4, 2008 on 10:23 pm | In Biyografi, Yabancı Rock Grupları | No CommentsHard rock ve metal müziğin efsane ismi Metallica, bu tarzların küçük ve şekilci bir dinleyici kitlesinin tekelinden çıkıp geniş topluluklara ulaşmasında büyük pay sahibi olmuştur.
Metallica’nın temelleri Lars Ulrich tarafından atılır. Ulrich, Los Angeles gazetesine ilan vererek birlikte müzik yapabilecek kişilerle görüşmek istediğini belirtir. İlk telefon, bir basımevinde çalışan 18 yaşlarında lise mezunu bir gençten, James Alan Hetfield’dan gelir. Sert sesi, farklı armonisi ve yeniliğe açık gitar virtiözitesiyle, grubun vokal ve gitaristliğini üstlenen Hetfield’ı, şu anda Megadeth’te çalan gitarist Dave Mustaine izler. Ve son olarak da siyahi bass gitarist Ron Me Govne gruba dahil olur.
Topluluk bu kadrosuyla ilk konserini Anaheim (California)’da Radio City’de 14 Mart 1982′de vermiştir. Doğrusunu söylemek gerekirse istedikleri başarıyı yakalayamamışlardır. Çünkü Dave Mustaine tam bir alkoliktir. Çok geçmeden gruptan uzaklaştırılır. Kirk Lee Hammet onun yerine geçer ve eksikliğini hissettirmemenin de ötesinde işler yapar. Sıra Ron Me Govne’ye gelir. Çünkü bu bassçı gruba uyum sağlayamaz, buna başarısızlığı da eklenince artık çekilmez olur ve gruptan uzaklaştırılır.
Boşluğu doldurmak için gruba transfer edilen, dönemin ünlü gruplarından Truma’nın bass gitaristi Cliff Burton tek kelimeyle mükemmeldir. Bu elemanla grup en iyi performansını yakalar. Eski bir garajı stüdyo olarak kullanan topluluk için acilen paraya ihtiyaç vardır. Nihayet gruba mali destek sağlanır. Bu günden sonraki 6. haftada, Metallica’nın ilk albümü olan “Kill ‘Em All” piyasaya sürüldüğünde takvimler Temmuz 1983′ü göstermektedir. Albüm 70 bin adet satılmıştır. Tam 1 yıl sonra çıkardıkları ikinci albüm “Right The Lightning”in satışı da 75 bin olmuştur.
Bu albümlerde grubun yaptığı müzik çok serttir ve siyah deri elbiseonlar için bir simge olmuştur. Acemilikleri bazı şarkı sözlerinde açıkça belli olmaktadır. “Whiplash”ın sözlerinde olduğu gibi: “Konser bitti, metal yitti, yola çıkma zamanı, bir başka şehir bir başka konser… Patlayacağız yeniden, otel odaları ve otoyollar… Burada dışarıda yaşam çiğdir, ama biz asla durmayacağız. Asla son vermeyeceğiz, çünkü biz Metallica’cıyız.”
Ardından “Master of Puppets”ı çıkaran grup, ilk çalışmalarının üzerinden geçen üç yılın sonunda bu albümle kendini ispatlamayı başardı. Satış rakamı promosyonsuz, videosuz ve single’sız 1 milyona yaklaşmıştı. Bu albüm, gerek sözler gerekse müzik itibariyle tamamen grubun psikolojisini yansıtmaktadır. Hetfield’in başı uyuşturucuyla derttedir ve ufak çaplı sorunlar yaşamaktadır. Albüm çalışmalarından arta kalan zamanda sık sık konserler düzenleyen grup, bu sıralar tam bir kayak hastası olan “yaramaz çocuk” Hetfield’in düşerek bileğini kırmasıyla konserlerine bir süreliğine ara vermiştir.
Eylül 1986′da İngiltere’deki konserlerinde sahneye çıkan kadro, Cliff Burton’lu son kadro olur. Kopenhag’a giderken gecenin geç saatlerinde zeminin kaygan olması nedeniyle yoldan çıkarak bir hendeğe çarpar ve otobüs devrilir. Devrilen otobüs Burton’a mezar olmuştur. Gurubun bass’çılığını yapan Burton, uyur halde camdan fırlayıp olay yerinde hayatını kaybetmiştir. Grubun asli üyelerinden biri olan Cliff Burton’un talihsiz kaybına bir de dağılma söylentileri eklenince Metallica, hayranlarıyla birlikte kara bir bulutun altına girmiştir.
Fakat Metallica, kararlı bir sesle “devam” demiş, kötü günlerin geride kaldığını açıklamış, Flotsam & Jetsom’da bass çalan Jason Newsted’i kadroya dahil ederek tüm hayranlarının yüreğine su serpmiştir. Newsted yetenekli bir gitaristtir. Grubun menajerliğini de yapan bu isim, ayrıca besteci ve söz yazarıdır. Kısa zamanda Metallica’ya uyum sağlayan Newsted, grupta eksikliği hissedilir bir üye konumuna gelmiştir. Bunun yanında, Cliff hayranı bazı eleştirmenlere göre, Newsted, gitarı çok kötü çalmaktadır ve gruba uyum sağlayamamıştır. Eleştiriler çoğalmış, grup eski samimiyetini yitirmekle suçlanmıştır. Lars Ulrich’in davulda eski performansını sergilemediği söylentileri dolaşırken dinleyiciler, onun davul çalmak yerine fotoğrafçılara poz vermeyi tercih etmesini yadırgadıklarını ifade etmişlerdir. Bir konserde dinleyicilere hitap etmek için mikrofonu eline alması ise yuhalanmasına neden olmuştur. Bu eleştirilerden iyice sıkılan grup, hem kendilerine doğan yanıt hakkını kullanmak hem de eski hayranlarını geri kazanmak için Cliff’in anısına “Cliff’em All” adında bir video kaydını ve “Garage Days” isimli yeni çalışmayı yayınlar. Ayrıca Hetfield’ın, bir röportajında dostları Cliff’in ruhunu her zaman yanlarında hissettiklerini açıklaması gruptaki Cliff baskısının bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
1988′de “… And Justice For All”u çıkaran grup, adaletsizlikten yakınmakta ve “Herkes İçin Adalet” sloganını haykırmaktadır. “Adaletin koridorları yeşile boyalı, para konuşuyor, güç kurtları kapında bekleşiyor… Hakimiyetlerini kötüye kullanıyorlar, inanmıyorum söylediğin şeylere, inanmıyorum… Adalet bitti, adalete tecavüz edildi, çektiklerinde ipini, adalet yerini buluyor… Gerçek aranmıyor, her şey kazanmaktan ibaret, bunu çok katı buluyorum… Paraları bir kez daha terazinin dengesini belirliyor, anlaşmanı yap, nedir gerçek…”
Kasetle aynı adı taşıyan bu parçanın sözleri, Metallica’nın tepkici yanını açığa çıkaran bir hüviyet niteliği taşımaktadır. Bu albümde meta üzerine kurulan yeni dünya düzenine göndermelerde bulunması olumsuz eleştirilerin bitmesi için yeterli olmamıştır. “… And Justice For All”dan sonra artan tepkiler yeni albümlerle daha da çoğalmıştır. Eleştirmenlere göre Metallica artık marka olmuştur. “One” parçasının Grammy’ye aday gösterilmesi de iddiaları destekler niteliktedir. Metallica artık ezilenlerin değil, ezenlerin yanında görülmektedir. MTV için gösterişli klipler çekilmekte, menajerler, avukatlar kiralanmaktadır. Kaset kaydı için para bulamadıkları günleri anımsayan Hetfield’in, “Artık bir oda dolusu param var” sözleri basına yansımış, tepki gittikçe büyümüştür. Kurulan çark işlemekte, banka hesaplarına milyonlarca dolar para yatmaktadır. Artık konserlere eskisi gibi malzemelerin ve grup elemanlarının bulunduğu otobüsle değil, aksesuarları taşıyan 12 kamyon ve 6 otobüs ile yanlarına teknik elemanlardan oluşan 60 kişilik ekibi alıp gider olmuşlardı. Eski hayranları gruba tekrar eski sertliklerine geri dönmeleri için çağrılar yapıyordu. Garaj günlerinde yaptıkları o müziklerin daha kaliteli ve samimi olduğundan bahsediyorlardı. Düştükleri para tuzağından çıkmaları için grubu uyarıyorlardı.
Metallica’nın genç hayranları ise eleştirileri haksız buluyorlar, Metallica’yı aynı Metallica olarak görüyorlardı. Onlara göre bu durum sadece orta yaş olgunluğu olarak değerlendirilmekteydi. Ardından “Black 91″ diye de bilinen Metallica albümü 3 yıllık birikim ürünü olarak piyasaya sürüldü. Bu albümde daha çok mistik temalar işlendi. Metal duygusallığının zirvesine çıkıldı. Özellikle de “The Unforgiven”, “Nothing Else Matters” ve “Wolf And Man”, genç dinleyicilerin kendinden geçmesi için yetiyordu. Ama Metallica’yı çıktığı ilk günden beri takip eden ve şimdilerde orta yaşlarda bulunan dinleyici kitlesi, durumdan hiç de memnun görünmüyor, bu memnuniyetsizlik gün geçtikçe de artıyordu. Artık Metallica, Black’tan öncesi ve sonrası olmak üzere birinci ve ikinci dönem olara ikiye ayrılıyordu. Birinci dönemin söylemi adalet, bağımsızlık, savaş karşıtlığı, siyasanın eleştirisi, yerini ikinci döneme bırakıyordu. Bu dönemde ticarileşme ve protest kimlikten popüler kimliğe geçiş, kitle kültürüne yönelik göndermeler ön palana çıkıyordu.
Çeşitli pazarlama yöntemlerini kullanan grubun albümü tam 15 milyon adet satılmıştı. Albümün ardından tam 300 konserlik bir turneye çıkan topluluk, 3 sene süren turnenin 1993 senesindeki Haziran ayında İstanbul İnönü Stadı’nda Türkiye’deki ilk konserine de çıkmış oluyordu.
Bu albümü, 1996 yılında “Load” albümünün yayını izledi. Metalica’yı bir heavy metal grubu olarak gören ve böyle devam etmesini isteyen dinleyiciler tekrar hayal kırıklığına uğramışlardı. Bir çok grup geleneksel tarza geri dönerken Metallica’nın yeni şeyler denemesi farklı türler dinlemeye açık olan gençlerin ilgisi çekmiş, hatırı sayılır bir genç dinleyici topluluğu hayran kitlesine dahil olmuştur.
Load albümünde iyice açığa çıkan armoni farklılığı grubun logosu ve imajına da yansımıştı. Load albümünde sevilen parçalardan olan duygusal çalışma “Mama Said” tamamen Hetfield’a aitti. Hetfield bu çalışmayı annesi için yazmıştı. Parçada şu sözler geçiyor: “Ben gençken annem demişti ki, ‘Oğul hayatın açık bir kitaptır, bitmeden önce onu kapatma.’ En çabuk yanıp kül olan alev en parlak olanıdır. Bir oğlun kalbi annesine minnettardır. Asi benim soyadım, vahşi kan damarlarımın içinde.”
Load albümü, bu albümün devamı niteliği taşıyan, “Reload” albümü gibi 8 milyon adet satmayı başardı. “Reload”, 1997 yılında yayınlanmıştı, albümün ana teması hız olmakla beraber, dinleyenlerini önce şeytanla dansa davet eden “Devil Dance”, anı yaşamaya sevk eden “Carpe Diem Baby” ve ailesinden aldığı eğitimi uyuşturucu bir iğneye benzettiği “Fixxxer” Metalica’nın nereden nereye geldiğinin apaçık ifadesi oluyordu. Bu durum Metallica’nın geleneksel dinleyicilerinde “Acaba eski günlerdeki gibi parçalar yaparlar mı?” sorusunun cevabının bir kez daha hayal kırıklığına dönüşmesine neden olmuştur.
1998 yılında piyasaya sürülen “Garage Inc.” albümü eski ve yeni cover çalışmalarından oluşan 27 parçadan meydana geliyordu. Maziyi hatırlayış ve eski hayranlara bir selam niteliği taşıyan çalışma, söz konusu hayran kitlesinin gönlünü alamadı. Çünkü artık köprülerin altından sular akmış ve Metallica eski Metallica olmaktan çıkmıştı. Bu albüm daha çok 1990 sonrası geliştirdiği yeni bir atakla tekrar gündeme gelen heavy metal müzik tarzını seven gençler tarafından ilgi gördü.
Albümün hemen ardından turneye çıkan grup, “Garage Remains The Same” isimli bu konserler serisinde 13 Haziran 1999 tarihinde İstanbul Ali Sami Yen Stadı’nda Türk hayranlarıyla bir araya geldi. Konsere yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı haberi, ertesi günün gazetelerine yansımıştı.
Metallica ile ilgili bir diğer konu da, internetten ücretsiz şarkı yükleme imkanı sağlayan Napster davasıdır. Bu dönemde, uzun zaman albüm yapmayan grup, şarkılarından çok, politik tavırlarıyla ön plana çıkmıştır. Özellikle Napster’a karşı açılan savaşa destek verdikleri demeçlerle manşetlere çıkmışlar, telif ücreti ödemeksizin bedava yükleme imkanı sağlayan Napster’a karşı mahkemeyi kazanmışlardır. Mahkeme, aldığı kararla Napster’ın bedava müzik dağıtımına son vermiştir.
1999′a gelindiğinde, “S&M” piyasaya sürülür. Albüm, San Francisco Senfoni Orkestrası’nın Metallica ile birlikte icra ettikleri en çok sevilen şarkılardan oluşmaktadır. Ayrıca albümde iki yeni parçaya da yer verilir. Bu parçalar, “Minus Human” ve “No Leaf Clover” isimlerini taşımaktadır. Şarkıların senfoniye uyumu dinleyiciler tarafından beğenilirken, geleceğe yönelik umutları da canlandırmıştır. Albümde ayrıca “Battery” ve “For Whom The Bell Tolls” isimli parçaların senfonik yorumu da dinleyiciden olumlu not almıştır.
Son olarak Metallica, John Woo’nun yönettiği ve Tom Cruise’un başrol oynadığı “Mission Impossible 2″ filminin soundtrack albümü için “I Disappear” parçasını yaptı. Bundan sonra derin bir sessizliğe bürünen grup, taşkınlıktan uzak durmuş, üyeler arasında çıkan tartışmalar basına yansımıştır. Metallica dinleyenlerinin sabırsızca bekledikleri yeni albüm çalışmaları bir türlü piyasaya çıkmamış, bu durumun yarattığı olumsuz tepkiler grup içinde çatlaklara yol açmıştır. İlk sorun, 1986 yılında gruba basçı olarak giren J. Newsted ile ilgilidir. Grubun eski tarzına dönmesi gerektiğini söyleyen Newsted, aksi taktirde 14 yıldır birlikte çalıştığı gruptan ayrılacağını açıklamıştır. Bu süreç, Hetfield, Ulrich ve Hammet’in tepkisiyle karşılaşan Newsted’in 17 Ocak 2001′de “Kişisel nedenlerden ve çok sevdiğim bu müziği yaparken gördüğüm fiziksel zararlardan dolayı gruptan ayrılıyorum” açıklamasıyla sona ermiştir.
Newsted’in ayrılmasıyla her dönem sürüp giden dağılma dedikoduları tekrar gündeme gelmiştir. Tecrübeli basçının yerine önceleri, grubun aynı zamanda yapımcısı olan Bob Rock, daha sonra da Rob Trujillo’nun alındığı, söylentiden öte bir anlam ifade etmemiştir.
Metallica, uzun zaman sonra geçtiğimiz günlerde yeni albümüyle dinleyenlerin karşısına çıktı. 23 Kasım 1999′da sunulan S&M albümünden sonraki bu ilk çalışma, “St. Anger” adını taşıyor. Albümde 11 yeni parçaya yer verilirken, stüdyo çalışmalarının ve konser kayıtlarının yer aldığı bir DVD’nin CD ile birlikte ücretsiz sunulması da dikkat çekiyor. Ayrıca içinden çıkan 28 sayfalık kitapçık da alışılanın ötesinde gerçekten oldukça kapsamlı. Bakalım Metallica’nın geniş hayran kitlesi, St. Anger’dan memnun kalacak mı…
Biyografi :> Linkin Park
Şubat 3, 2008 on 1:02 am | In Biyografi, Yabancı Rock Grupları | No CommentsKonusaROCK,Orijinal sound’ları ve imza attıkları birbirinden başarılı çalışmalarla Linkin Park, Nu-Rock adı verilen yeni müzik türünün ilk temsilcilerinden. Müziklerinde Rock, Rap ve Electronica gibi bir çok farklı sound’u başarıyla bir araya getiren Linkin Park’ın temelleri, 1996 yılında gitarist Brad Delson ve Mike Shinoda tarafından atılır. Kariyerlerine Xero adında bir grup kurarak başlayan ikili, zamanla vokalist Mark Wakefield, DJ Joseph Hahn, davulcu Rob Bourdon ve basçı Phoenix Farrell’ın da katılmasıyla kadrosunu güçlendirir. 4 şarkıdan oluşan bir demo çalışması ve Mark Wakefield’ın gruptan ayrılışın hemen ardından topluluk, isimlerini -ileride ilk albümlerine de ilham verecek olan- Hybrid Theory olarak değiştirir. Başlarda Los Angeles’ta çeşitli klüplerde boy gösteren topluluk, Phoenix Farrell’ın başka bir toplulukla turneye çıkmak üzere grubu terk etmesinin ardından, vokalist Chester Bennington’ı kadrolarına dahil eder. Bennington’un orijinal vokalleriyle güçlenen topluluk, 1999 yılında 6 şarkılık bir EP çalışmasına imza atar ve telif haklarından doğan çeşitli problemler nedeniyle, kendilerine yeni isim olarak Linkin Park’ı seçer. Phoenix’in sürpriz dönüşüyle birlikte Linkin Park, yepyeni bir demo çalışmasının ardından, kariyerlerinin belki de en önemli adımını atarak Warner müzik şirketiyle anlaşır. Ekim 2000’de Hybrid Theory adlı ilk albüm çalışmaları piyasaya sürülen Linkin Park, One Step Closer, Crawling, ve In The End gibi hit çalışmalarıyla adını kısa sürede duyurmayı başarır. Temmuz 2002’de ortaya çıkan Reanimation adlı albüm, hala yankıları süren Hybrid Theory’nin remix versiyonlarını içermektedir. 2003 yılının Mart ayında çıkardıkları Meteora adlı albümleri ve burada yer alan Somewhere I Belong, Numb ve Faint gibi hit’leriyle Linkin Park, dünya çapında hayran kitlesini genişletmeyi başarır. Bugüne kadar Video Müzik Ödülleri de dahil olmak üzere bir çok ödül kazanan Linkin Park, en son geçtiğimiz yılın sonlarında, rap sanatçısı Jay-Z ile birlikte, Collision Course adlı orijinal bir albüm çalışmasına imza atmıştı.
Üyeler
Chester Charles Bennington (Chazy Chaz) Vokal - Gitar (pek Çalmasada)
Joseph Hahn (Mr Hahn) Turntable - Director
Phoenix Farrel: Bass Gitar
Brad Dalson: Gitar
Rob Bourdon: Davul
Mike Shinoda (Mad Madness) Klavye - Gitar - Vokal
Entries and comments feeds.
Valid XHTML and CSS. ^Top^
24 queries. 1.131 seconds.
Powered by WordPress with jd-nebula theme design by John Doe.